30 Aralık 2010 Perşembe

Yeni bir yıl...

2010 
Kimlerden neler aldı kimilerine neler kattı. Yeni başlangıçlar , mutlu sonlar.
Ağladığımızda oldu , mutlululuklarımızda. Öyle veya böyle dile kolay 365 gün. 
Her geçen gün unutturdu bize acıları veya sevinçleri. Kimi zaman umutlu uyandık , kimi zaman uyanmak istemedik. Herşeye rağmen yaşadık her saniyesini her dakikasını. Yaşamaya değer dediğimiz anlarda oldu. 
Sevdim mi derseniz ? Sevdim ... 2010'u  da sevdim. 2011 'i seveceğim gibi.. Yaşamak güzel... Anı yaşamak..
Her nefesin tadını çıkarmak. Sizde sevin 2011'i kabul edin herşeyiyle . Göreceksiniz ki hayata tutunmak , teslim olmaktan ibaret..
Kart etkinliği için öncelikle Leylak dalına sonrasında kartlarına yüreğini , sevgisini, emeğini katmış herkese ayrı ayrı teşekkürler. Herkeze mutlu yıllar....
Yeni yılda da hep birlikte olalım , sevgi ve mutlulukla...


Bir düğün?. Bir nişan?. Bir doğumgünü? ve kokinalar

2010 yılını yoğun bir çalışma temposuyla kapatıyorum.
Şimdi çalışma zamanı.
Ayrıntılar yakında....


26 Aralık 2010 Pazar

Şehre Sıkışmış Tarih

4 günlük kölelik bitti.
Bugün eşimin sayesinde azad oldum hastalıktan.
Hafif çiseleyen yağmur altında keyifli bir yürüyüş yaptık.
Yol boyunca hergün geçtiğimiz anları kareledim. Ne kadar tarihin içinde olduğumuzu , içiçe yaşadığımızı birkez daha farkettim. Bir yandan yenileşmeye inatla direnen eski evlerin çırpınışlarını gördüm. İnsanların geçmişi yok etmek için verdiği çabayı, gerek  taş köprüye yazılmış yazıda gerekse reklam uğruna tarihi kirleten afişlerde . Birde Mevlana Celaleddin Rumi'nin torunu olan Devlet Hatun türbesinin semtimde olduğunu.
Aslında öyle çok kareler vardıki. Öncelikle yağmur vede insanların uzaylıymışım gibi bakışları engel oldu fotoğraflara. Sanki hergün önünden geçipte tarihi yok saymaktı normal olan. Benim yaptığım gibi kafanı kaldırıpta bakmak ve o anı pusla yağmurla harmanlayıp ölümsüzleştirmekti garibi..
Ne acı....
Yine kendime verdiğim sözü tutamadım.(söz konusu kitap olunca..)
Sabah müzik dinlemek için Mercan dede seçmişken , sonrasında Mevlena ve Şems'in aşkından bahsetmişken,
yürüyüş esnasında Mevlana'nın torununun türbesini ziyaret etmişken , kitapçının önünden geçilir ve şimdi o
kitap görülürde nasıl alınmaz. Ya diğeri bakarmısınız güzelliğine..
Anlaşılan bugün maneviyat ve huzur tavan yaptı. Gerçek olan birşey var.
Bana çok iyi geldi.....








(videoda resimlerin kalitesi çok düşük çıkmış .Napayım kıyamadım fotoğraflara....)

25 Aralık 2010 Cumartesi

Melankolianım

Bu sabah gözlerimi açtığımda garip bir duygu vardı üzerimde.
Odalar arasında geziyordum , sanki birşeyler arıyor gibi.

                                                                                                                                                              by ZEYNEP AVCI
Baktım olucak gibi değil ..Yatağıma gömülüp birkaç sayfa okuduktan sonra aradığım şeyi bulduğumu farkettim.

Melankolik Sabahlar
''Sevgili Ben,
Merak ediyorum nereden kaynaklanıyor şu melankolik hallerin?Nasıl oluyor da aileni , dostlarını , arkadaşlarını, okurlarını ve ekseriya insanlığı bu kadar seviyor, sevebiliyor hemde zaman zaman böylesine had safhada asosyal ve münzevi olabiliyorsun? Bir bulabilsem dengeni...Bir anlayabilsem seni...''
Çocukluğumdan beri zaman zaman beni yoklayan o dipsiz ve sebepsiz durgunluk ve kasvet namı diğer melankolianım(Melankolik Hanım'ın hızlı söylenmiş biçimi) bayram ziyaretine gelmiş. Elinde bir kutu çikolata. Tabiki bitter. Nasıl kışkışlarım? Nasıl ''Git'' derim? Mecburen buyur ediyorum
''Hoşgeldin Melankolikanım...''
''Söylesene''diyorum,''neden insanlar, bilhassa kadınlar kimi zaman ansızın melankoliye yakalanırlar?Biyolojik mi bunun sebebi?Kültürel mi?Mistik mi?Ekonomik mi?Hormonlarımızmı bunu yapan , toplumsal koşullanmışlıklarımız mı? Nedir ansızın kadınlara gelen hüzün dalgalarının sebebi?''
Diyorki bana''Erkek genellikle güneş gibidir. Ya batar ya çıkar. İktidar peşinde , ya kazanır ya tepetaklak yuvarlanır. Net, berrak, sade ve yalın. Kadın ise ayın halleri gibidir. Parlarken bile bir yanı karanlıkta kalır. En görünür olduğu zamanlarda bile bir parçası bulutların ardında... Kadın muammadır.''
''E ne yapacağız peki?'' diyorum sabırsızlıkla.''Nasıl çıkacağız bu hallerden?
''Çıkarız elbet , yeterki kendimize ve etrafımıza dürüst olalım, rol yapmayalım. Melankoliyi de benimseyip , seveceğiz. Ve onu bastırarak yok etmek yerine, üretken enerjiye çevireceğiz.''diyor. ''Melankoliyi görmezden gelmek çözüm değil. Onun yerine, alıp hamur gibi yoğurup şekiller inşa edeceğiz. Hüzün dediğin yakışır insana,
yakışır kadınlara. Hüznü sanatın, edebiyatınve yaratıcılığın emrine vereceğiz''
ELİF ŞAFAK
Devamı.. ''Firarperest sayfa;104''
Ruh halime tercüme ..
Hayat garip tesadüflerle dolu sizcede öyle değilmi?

23 Aralık 2010 Perşembe

Zencefilli Kurabiye


Asla bir blogercı hasta yatağında boş duramaz!!!!!!!
Taze sıkılmış meyva suyu , zencefilli kurabiye eşliğinde  yılbaşı kartpostal etkinliği için hazırlıklar yapılır...
Sahiplerine ulaşmak üzere yarın ptt ye teslim edilir.
Yolun açık ola......

Soğuk almayın

Sanıyorum geçenlerdeki soğuklardan bolca almışım.
Sıcak çorba , meyva suyu , pasta.....
Galiba çokk hastayımm :((

Azra Bebek

Şu sıralar işimin en sevdiğim kısmına yoğunlaştım.

Dünyaya gelicek yeni bir can ve yeni heyacanlar..
Bende ayrı bir sevinçle sevgiyle birşeştiriyorum kumaşları.


Battaniyeleri genelde yastık ile tasarlıyorum.
Yine  bebeğimizin narin cildine zarar vermiyecek kumaşlardan oluşuyor.
Astar olarak pazeni tercih ettiğim için istediğimiz sıcaklığa kavuşmuş oluyoruz.
Ne şanslısın Azra bebek seni sevenler , daha dünyaya gelmeden çok özel hazırlıklar yapıyorlar. 
Her bebek senin gibi şanslı olsa keşke .....





Ayşenazın Odası

 Ayşenaz bebeğin odasınının hazırlıkları bitmek üzere.




Alt açma pedinin seyahat torbasıyla takım çalıştım.



 Bütün kumaşlar bebeklere özel  üretilmiş %100 pamuklu .





Oda genel olarak mor ve beyaz olarak  hazırlandı.




O yüzden aksesuarlardaki renk seçimleri pembe beyaz ve mordan oluşuyor.

 


Şeker gibi:))


Ponponlar , çizgiler ve bonbon..


Bu da ev sahibesinin sevdiği birine hediye edilmek üzere hazırlattığı kırlent

Oda için çalışmalar devam ediyor. 

19 Aralık 2010 Pazar

Gözümün unuttuğu.. Heybetli

Bu şehir için göğü tutan Uludağın evimin kış bahçesinden görünen manzarası.
Hava gerçekten çok soğuk .

18 Aralık 2010 Cumartesi

Ho Ho Hooo

Dünü kendime tatil ilan ettim. Ve gün boyunca keyif içinde bahsettiğim kapı süsünü hazırladım . Pek detaylı fotoğraflıyamamışım ama kendimi kaybettiğim için bu tip durumlarda yapabileceğim birşey yok . Olsun bu kadarıda yeter diyorsanız buyrun o zaman...


Özellikle aldığım bir malzeme olmadı . Elimin altındakilerden yararlandım.(Yakında evim çöpev ilan edilecek.)
1. Malzemelerin hazırlanması 
2.Adını bilemediğim ama elektrik tesisatlarında kullanılan içinde kalın bir tel bulunan kabloyu çam ağacı formunda hazırladım. Tel inatçıydı fakat ben ondan daha inatçı. İlk etapta tek kat yaptım fakat asıldığında şeklin bozulacağını düşünüp 2. katı 1. kata dolayarak sağlamlaştırdım. 
Sonrasında elde kalan yünlerden doladım tele . Yünün tüylü dokusu gerçek ağaç hissini azda olsa verdi sanki bana. İpim çok inceydi önce tek kat başladım sonrasında 2 , sonrasında 3 ve son kısmını 4 kat iple bitirdim .(Yani siz direk 4 kat iple başlayınki sabrınız tükenmesin:))
3.Şimdilerde pekte hoşlanmadığım ama zamanında almış olduğum perde mandallarını birazcık anlamlı olmasını sağladım. Herhangi yapıştırıcı kullanılabilinir sanıyorum .Toz simle bütün yüzeyi kapladım ve ışıl ışıl STARRRR
4.Likrasız , duvaklık tülü 4 cm kalınlığında keserek uçlardan birleştirdim .Büzgülerin daha düzgün olması için ve monte ederken kolaylık olsun diye dikiş makinesinde hazırladım. Siz elde dikebilir yada hiç dikmeden direk istediğiniz formda iskelete monte edebilirsiniz.
5.Büzgü verdiğim tülü Silikon tabancasıyla yapıştırdım.
6. Eh ağacımız olurda çorabımızda olmazmı .Yine kalan kırmızı kadife kumaş  parçasında dikiverdim bir solukta . Çorabın üst kısmına silikon tabancasıyla boncuk elyaf yapıştırdım dilerseniz pamuk vs tercih edebilirsiniz. Ben böylesini daha çok sevdim sanki. Sonrasında daha önce aldığımız pastalardan kalan süslerden noel babayıda yapıştırdım.(Çöp ev konusunda haklıyım değilmi. Ama ben şimdi o şirin minnacık süse nasıl kıyabilirim yahuu)
( İki resmin arasındaki fark nedir?)


Sonrasında biraz doğaçlama yapmak zorunda kaldım. Bildiğimiz kapı süslerinden biraz farklı çelenk şeklinde bir bütün  olarak elinize alamıyorsunuz. Parçaları çeşitli kurdelelerle  birbirine bağlamayı tercih ediyorum.
Kardan adam ve noel babayı sevdiğim bir ablam yurtdışında hediye olarak getirmişti. Asıl görevi porselen peçetelik lakin şimdi başka bi meziyeti daha var. Diğer süslerde heryerde bulabileceğiniz klasik yılbaşı süsleri.
Şimdiden hepinize kolay gelsin.

Yeni bir yıla HAZIRMIYIZZZZZZ....
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...