Kışın kendini hissettirmeye başladığı son günlerde yazın son postunu yayınlamak istedim.

Son günümüzü son anına kadar değerlendirmek adına , yolculuğumuzu geceye kaydırma kararı beni o an için çok heyecanlandırmıştı , birilerinide endişelendirmiş. Eee dile kolay tam tamına 14 saat yol gidecektik molalarla birlikte . Bunu tam olarak kestiremeyen ben Gökova yokuşunu tırmanırken geçiceğimiz şehirlerde tanıdık varmı diye düşünmeye başlamıştım bile , konaklamak için . Sadece koyu bir karanlık, araba farları ve müthiş bir uyku eşlik etti bana . Motorsiklet tepesinde uyuklamanın ne derece tehlikeli olduğunu bilen bir ben , ve 20 şer saniyelik uyku molaları . Ahhh ahhhh 13 yıldır çok gezdim dolaştım . Hiç bu kadar eziyeti aynı anda yaşamamıştım . Her molada katrandan farksız nescafe ayılmak adına ve Balıkesirin tepelerinden sabaha karşı olduğundan dolayı donduran soğuk . Valizden çıkartığım kıyafetleri Susurlukta üzerime giyerken , çevremdeki şortlu sandaletli bayanların ilginç bakışları . Kot üstüne kot, tşört üstüne tşört ve bir tşörtümüde fular olarak kullandıktan sonra hazırdım . Gerçi artık yol bitmişti .

Bu 14 saat boyunca çektiğim 3 poz var . Bu ikincisi , güneş doğmaktadır ve biz hâlâ yollardayız. İstilasına uğradığımız sinek topluluğundan arınmaya çalışırken vede kahveye devam :D vede uyuklamaya
Be insan evladı bittin yorgunluktan değilmi . Peki biz ne yaptık Hiç Bursaya girmeden çevre yolundan İstanbul .Doyamadık yollara.
İşte gelinen nokta.Şaşkın bakışlara hiç ama hiç aldırmadan (kocamda dahil) sırt çantam yastık ,tahta bank kuş tüyü yatak , vapurun sallantıları beşik misali doyamadığım uyku. Ben ki bırakın sesi , bir bakışı hissedip uyanan , Tüm dürtülmelere rağmen en sonunda tartaklanarak uyandırılan . sadece gözlerimi kapadığımı haıtlıyorum vede açtığım anı o arası yok . . Kocamın deyimiyle '' Atlantiği geçse vapur uyanmayacak kadar derin bir uyku'' . Tabi bu olay halen aramızda Atlantik yolcusu kalmasın nidalarıyla konuşulmakta.
Hmmmm mis gibi dostların elinden kahvaltı . Şu yazımda mutluluğumuzu paylaştığım dostlarımızın sıcak yuvası .
Ve sevgiyle hazırlanmış özel odamızda kısa bir dinlenme .
Gün batımını bu sefer başka denizden izlemek .
Belki çok bilincim yerinde değildi , fakat ben Şile'yi gerçekten çok sevdim .
Bayrak merasimi için kullanılan salıncağı her görüşlerinde Kıvılcım Ve Ali' ye kocamı anımsamaları .
Sanırım pazarları çok kalabalık oluyormuş . Hava oldukça serindi sakinliğinin nedeni bu olabilirmiş Malum birde insanlar bayram dönüşü yolundalar .
Ve şaşkın bir ben , Deniz Ak tı Kara oldu :S ayyy nasıl yani ????
Denize sıfır yediğim balıkekmek.
Daracık sokaklardaki evler ve dükkanlar .
Fotoğraflarımda muhteşem doğrusu heheheeee.
Muhtemelen Şile' ye giden herkezin durup bir kaç dakikasını geçirdiği nokta .
Enteresan bir kişiliği olduğunu öğrendiğim dükkan sahibesi .
Ev yapımı limonataya eşlik eden doğumgünü pastası .
Günlerden 6 Eylül İyiki doğdun Yüce .
Koleksiyonumun yeni üyeleri.
Benim için unutulmaz bir tatil oldu. Eşimin iş değişikliği nedeniyle ilk defa 7 gece evimden uzaklaşabildim . Otel odalarında bırakılan telefonlar. Her anını sonuna kadar değerlendirmeye çalıştığımız günler . Ve unutulmaz bir yolculuk anısı , çocuklarımıza anlatılacak kadar maceralı .
Bu deneyimden sonra önümüzdeki yıl tatilimizi Karadeniz turuyla taçlandırmaya karar verdik .
Umarım niceee 1800 km olur.
Herkese iyi haftalar